EVANJELİSTLERİN ACENTESİ Harun Yahya

Harun Yahya nın İslamla ilgisi yoktur.  

“Bu mesele, Harun Yahya’nın içinde pozisyon aldığı zihniyetin ve çevrenin İslam ile bir ilgisinin bulunmaması nedeniyle İslam bakımından bir büyük sorun, bir ‘kullanılma’ sorunu ortada duruyor” Eğitimin İslamileştirilmesi gibi bir eğilim var, ama burada esas problem, bana kalırsa, bu kitabın ve Harun Yahya’nın esasen İslam geleneği ile hiçbir ilişkisinin olmaması… Yani çifte kavrulmuş bir sorunla yüz yüzeyiz: Bu mesele bir taraftan İslamcı kesimlerin yumuşak karnı olan “yaratılmış olmak” fikrine dayanarak İslamcı çevrelerin laik eğitime bir darbe vurma zemini olarak duruyor. Öte yandan Harun Yahya’nın içinde pozisyon aldığı zihniyetin ve çevrenin İslam ile bir ilgisinin bulunmaması nedeniyle İslam bakımından bir büyük sorun, bir “kullanılma” sorunu ortada duruyor. Oysa Türkiye’de medrese kökenli İslam geleneğinin böyle bir meselesi yok. Bu gelenek daha çok fıkıh gibi çeşitli İslami bilimlerle uğraşır. Kaldı ki İslam’ın evrim konusunda doğrudan doğruya söylemiş olduğu bir şey de yok. Yani evrim teorisine ilişkin olarak geliştirilen bütün karşı kav-ramsallaştırma daha çok Tevrat’taki bilgiye dayanıyor. Zaten Darwin’e karşı çıkanlar da başlangıçta Katolik rahipler olmuştu. Yani Tevrat geleneğinin yaratılış kur-gusuyla -ki bu kurgu çok dakik bir kurgudur- Darwin’in söyledikleri temelden çatışıyordu. O yüzden Darwin’in kitabı yayımlanır yayımlanmaz bu kesimlerden baraj ateşi başladı, zira onlar dünyanın yaşını 5-6 bin yılla sınırlayan bir geleneğin ruhbanlarıydı. Darwin’in söyledikleri ise hem insanın “seçilmişliği”ni zedeliyor hem de dünyanın yaşını milyonlarca yıl geriye götürüyordu. O bakımdan esasen Darwin’e karşı yürütülen kampanya Hıristiyan dünyadan yürütülen bir kampanyadır. Aksine İslam içerisinden bu meseleye karşı laf söylemiş adam bulamazsınız. Hatta mevcut ilahiyatçılar içinden bile, akademik anlamda ilahiyatçılar içinde bile, evrim kuramının sakıncası yoktur gibi yorumlar yapılabiliyor.

EVANJELİSTLERİN ACENTESİ’
Dolayısıyla temel problem İslamileşme-den ziyade AKP’nin İslami duyarlılıklarını bu adamın kullanmasıdır. Yani, aslında Harun Yahya denilen kişi devleti kullanıyor, siyasi partileri kullanıyor, çünkü hiçbir bilgileri yok. Bu kitapta söylenen laflar Amerika’da fundemantalist-evanjelist Protestanlarca üretiliyor. Harun Yahya denilen kişi onların buradaki acentesi. Muhtemelen parasal kaynak da oradan geliyor. Yoksa Harun Yahya’nın bu kadar geliri yaratabilmesi ve gideri karşılayabilmesi olası değil. Bu çerçevede Harun Yahya bir mehdicilik, bir milenyarizm hareketinin parçası olarak kabul edilebilir. Buna göre bir Mehdi gelecek dünyayı ve insanlığı kurtaracaktır vesaireo… Bu adam bunların buradaki acenteliğini yapıyor. Aslında rolü bundan ibaret. Kaldı ki pek çok şeyi çarpıttığı da ortada.

» Evrim kuramı nedir?
EVRİM kuramı, İngiliz doğa bilimci Charles Robert Darwin (1809-1882) tarafından temelleri atılan, en önemli bilimsel keşiflerden biridir. Güney Amerika kıyılarının ayrıntılı coğrafi ve canlı yapısını beş yıllık gezisinin (1831-1836) bilimsel gözlem ve bulgularıyla derinlemesine ele aldığı ünlü Türlerin Kökeni’ni 185g’da yayımlamasıyla, evrimsel biyoloji bir bilim olarak başlangıç yaptı. Tüm canlıların ortak bir atadan değişerek türediğini, bir tür içerisinde ve türler arasında pek çok canlı özelliği açısından değişkenlik olduğunu vurgulayan Darwin, doğada gözlenebilen bu değişkenliğin ‘doğal seçilim’ adı verilen süreçler bütünü ile zaman ve mekandaki tarihsel değişime işaret ettiğini belirtir. Doğal seçilim kavramı, Darwin tarafından, hayvan ıslahı çalışmalarında yürütülen yapay seçilimin ilke olarak aynısının doğada da gerçekleştiğini vurgulamak için ortaya konmuş bir kavramdır. Doğal seçilim; bir türe ait canlılar arasında taşıdıkları biyolojik özellikler açısından bir sonraki kuşağa aktarılabilen farklılıklar olduğunu -canlının içinde yaşadığı ve etkileştiği fiziki ve biyolojik çevrenin bu farklılıklar açısından anlamı olduğu sürece- bu farklılıkların canlının yaşamda kalmasını etkileyebileceğini söyler. Farklılıkları çevresel değişime olumlu anlamda duyarlı olanların yaşamda kalması daha olasıdır ve bunlar diğerlerine oranla daha çok yavru bırakacaktır. Sonuç olarak, bir sonraki kuşak çoğunluk itibarıyla bir önceki kuşağın avantajlı bireylerinin yavrularından ibaret olacaktır. Bu durumu sağlayan çevresel koşullar devam ettiği sürece türün tamamı bir süre sonra bu seçilen biyolojik özellikleri ya da onların önemsiz küçük modifikasyonlarını taşıyan bireylerden oluşacaktır. Darwin tarafından ayrıntılı biyolojik örnekleriyle ortaya konan bu modelin adı “doğal seçilim ile evrimleşme” ya da “adaptasyon” (uyarlanma) dur. Böylece türler, Darwin’in evrimci kuramlaştırmasında, aralarında akrabalık ilişkileri olmayan, ayrı ayrı özel olarak yaratılmış “tipler” değil, doğal seçilimin başlıca etken olduğu doğal süreçlerin yüz milyonlarca yıllık dünya tarihi boyunca meydana getirdiği, önemli değişkenlik sergileyen, ortak ata ve atalardan türeyen varlıklardır.

http://www.2temmuz.com/habergoster.asp?id=805

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: